Dünya genelinde tedarik zincirleri alarm durumuna geçmişken, Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, bu durumu daha da kritik hale getiriyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, konuyla ilgili olarak açlık krizinin boyutlarına dikkat çekti. Sülfürik asit, hem tarımda gübre olarak hem de diğer birçok endüstride hayati bir bileşen olması nedeniyle, fiyatlarındaki ani artışla arz-talep dengesini alt üst etti.
Sülfürik asidin arzındaki bozulmanın iki önemli nedeni bulunuyor. İlk olarak, Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, küresel sülfürik asit ticaretinde büyük bir kesinti yarattı. İkinci neden ise Çin’in iç pazarında gübre talebini korumak amacıyla sülfürik asit ihracatına koyduğu katı kısıtlamalar. Bu iki faktör, piyasada fiyatların kontrolsüz bir şekilde artmasına neden oldu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu durumun yalnızca bir endüstriyel hammadde krizinden öteye geçtiğini, insani boyutları olduğunu vurguladı. Guterres, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın global tedarik zincirini bozarak, özellikle gelişmekte olan ülkeleri derinden etkilediğini belirtti. BM yetkilileri, enerji ve gübre fiyatlarındaki sert artışların özellikle Afrika ülkelerinde ağır ekonomik baskılara yol açtığına dikkat çekiyor. Guterres, uluslararası su yollarında seyrüsefer serbestisinin sağlanması için acil çağrıda bulunarak, mevcut durumun milyonlarca insanı yoksulluk ve gıda krizi ile karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti.
Kriz, sanayi üzerindeki etkileriyle de kendini göstermeye başladı. Sülfürik asit fiyatlarının artışının en fazla etkilediği ülkelerden biri Endonezya. Nikel üretiminde kritik bir rol oynayan sülfürik asit fiyatları, Endonezya’da kısa sürede yüzde 80’den fazla yükseldi. Diğer bir önemli ülke olan Şili, dünyanın en büyük bakır üreticisi olarak, küresel sülfürik asit talebinin en önemli kaynağı konumunda. Şili’deki fiyatlar ise iki katına çıkmış durumda, bu durum küresel metal piyasalarını tehdit ediyor.
ABD’nin, Meksika ve Kanada gibi komşularının desteği sayesinde doğrudan bir sülfürik asit tedarik kesintisi yaşamayacağı öngörülüyor. Ancak, krizin dolaylı etkilerinden kaçılması zor görünüyor. Mevcut stokların azalması, kritik minerallerin ve gübrenin maliyetlerini artırıyor. Bu durum, ABD’deki tüketicilerin gıda ve metal fiyatlarındaki artışla karşılaşma olasılığını yükseltiyor.
BM Güvenlik Konseyi’nde de tartışılan bu kriz, uluslararası su yollarının güvenliğinin küresel ekonomi için önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar ve diplomatik kaynaklar, gemi geçişlerinin herhangi bir ücret ya da ayrımcılık olmadan yeniden başlamasının, dünya ekonomisinin normale dönmesi için en etkili yol olduğunu belirtiyor. Sülfürik asit krizi, modern sanayinin ne kadar hassas bir dengeye dayanmakta olduğunu ve yerel bir çatışmanın küresel yoksulluk riskine dönüşebileceğini gösteriyor.